Android tercih sebeplerim ve iPhone hakkında görüşlerim.

Etiketlenen : , , , , , , , ,

Neredeyse her ortamda Android’i tercih ettiğimi dile getirmekteyim. Tekrar tekrar bunun nedenlerini anlatmaktansa, Android’i neden bir iPhone’a tercih ettiğimi maddeler halinde dile getirmek daha uygun olacak. Bu maddeler benim tercihlerimdir, detaylı bir inceleme yazısı olsaydı 100 maddeye kadar üstünlükleri yazabilirdim. :)

Android Mobil İşletim Sistemi konusunda hiç bilginiz yoksa en azından aşağıdaki linkleri incelemenizde fayda var.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_(mobil_i%C5%9Fletim_sistemi)
http://www.android.com
http://www.openhandsetalliance.com

Şimdi gelelim Android’i tercih sebeplerime;

1- Kişiselleştirme
Android: Sadece duvar kağıdı koymaktan bahsetmiyorum, çeşitli widgetler (hava durumu, facebook, twitter, vs) , renk seçenekleri ve canlı duvar kağıtlarına varana kadar herşeyiyle kişiselleşen bir arayüz.
iPhone: Sadece arkaplana resim ekleme, program ikonlarını masaüstüne istediğin gibi koyabilmek. Widget desteği yok! Tüm uygulamalar masaüstünde!

2- Gerçek multitasking
Android: Arka planda bekletme değil, gerçekten aynı anda birçok programın sorunsuz çalışması. Müziği kesmeden facebook uygulamasında gezmek, Gtalk’tan arkadaşla konuşup mail yazabilmek. Hepsi aynı anda.
iPhone: Sadece stream, voip gibi kesintiye uğramaması gereken uygulamalara Apple uygulamaya izin vermişse  arka planda çalışma izni. Gerçekte programlar askıya alınıyor, geri döndüğünüzde kaldığı yerden tekrar çalışıyor. iPhone 3GS öncesi cihaz kapasiteleriyle zaten bu kadarını da yapamıyor.

3- Google servisleriyle senkronizasyon
?Android: 15 dk da bir mail kontrol değil, her saniye gmail, gtalk servisleriyle iletişimde olmak. Tüm google servisleriyle senkron halinde olmak. Kontaklarımın Gmail Contacts kısmıyla eşleşmesi. Latitude widget, takvim vs vs. Kısacası Google hayatınızın heryerindeyse Android yeter.
iPhone: Evet senkron var ama tam değil, mailleri daha erken okumak için sık sık kendiniz bakmanız gerekiyor. Gtalk’ı açık tutmak için sadece Gtalk’ı görebileceğiniz programı açmanız gerek, hiç kapatmadan.

4- Geliştirme ortamı, uygulama geliştirme süreci ve Android Market politikaları
Android: Yazılım geliştirmek için yeni bir dil öğrenmek gerekmiyor. Windows, Linux veya Mac ortamında yazılım geliştirmek muhteşem. Cihazın tüm nimetlerinden yararlanan bir SDK. Yazılımı anında kullanabilmek ve dağıtabilmek. Android Market’e aynı gün içinde ekleyebilmek hatta para kazanmak.
iPhone: Objective-C öğrenmek zorundasınız, Sadece Mac ortamında ve xCode ile uygulama geliştirebilirsiniz. Uygulamanızı AppStore dışında dağıtamazsınız. AppStore’a kabul edilmek için bir ay veya daha uzun beklemeniz gerekebilir. Bir çok veriye erişiminize izin vermeyen SDK. Kabul edilmezse uygulama boşagiden emekler.

5- Cihaz seçenekleri
Android: Mesela bütçeniz  500 TL ise 500 TL lık bir Android bulabilirken, bütçemde sınır yoksa en iyi donanıma sahip telefona olabiliyorum. Şu an 100′ün üzerinde Android destekli telefon var ve artıyor. Tabletleri saymıyorum bile. 100 $a bile tablet keyfi yaşayabilirsiniz.
iPhone: Malesef 500 TL’a bir iPhone alabilmeniz 2. el ve en az 2 senelik bir model için geçerli. Her yıl sadece biraz daha gelişmiş bir model çıkmakta, seçenek sadece dış renk seçeneği kadar olabiliyor. Ha bir de iPhone 4′ün anten sorunu sayesinde renkli kanser bileziği takınca şekil oluyor cihazlar. :)

6- Batarya değiştirebilme
Android: Günün ortasında yoğun kullanımımdan batarya ben bittim dediğinde şarj noktasına kilitlenmek yerine sadece yedek pili takıp güne devam etmek gibisi yok.
iPhone: Eğer batarya bitmişse şarj etmeden devam edemezsiniz. Multitasking yokken bile batarya çok erken bitiyor. Taşınabilir şarj kitleri, kılıf şeklinde bataryalar olsa da gerçekte sizi hep şarj noktasına mahkum etmekte. Batarya değişmemekte, ömrü biterse işte o zaman başlıyor hikaye.

7- Custom Rom seçenekleri
Android: Üreticinin güncellemelerini beklemeden, tercihlerime göre Custom Rom yükleyebilmek. Cihazın hakkını veren uygulamaları kullanabilmek.
iPhone: Eğer JailBreak (Custom Rom) yaparsanız garanti kapsamından çıkarılıyorsunuz. Cihaz modeli tek olsa da çok hızlı ve sürekli gelişmemekte. Custom Rom olmak da herşeyin çözümü olmuyor.

8- Flash destekli, V8 javascript motoruyla güçlendirilmiş tarayıcı
Android: Froyo (Android 2.2) sürümü ile birlikte hem tarayıcıdaki bariz hız artışı, hem de Adobe Flash 10.1 desteği ile kendi sitelerimi eksiksiz ve hızlı görebilmek. Android yapılan çoğu tarayıcı testini fark atarak kazanmıştır.
iPhone: Steve Jobs yaşadıkça Apple iOS olan cihazlarında Flash Player desteğini asla sunmayacak. Webkit kullanan Safari malesef Froyo ile gelen tarayıcıdan çok geride kalıyor. Üstelik flash eksikliği nedeniyle kendi sitemi bile göremiyorum. Ne yapayım ben öyle tarayıcıyı. :)

9- FM Radyo bulunabilirliği
Android: Radyo dinlemek için internet gerekmemesi. Çoğu Android destekli modelin içerisinde FM Radyo gelmektedir. 3.5 mm jack desteği varsa herhangi bir kulaklık bana yetmekte.
iPhone: FM Radyo dinlemek için sadece AppStore’da bulabileceğiniz internet radyosu uygulamaları var. İnsan radyo dinlemek için para vermemeli.

10- Çoklu bildirim özelliği
Android: Program yükleniyor, SMS geldi, Facebook’da arkadaş ekleme talebi geldi, Eposta geldi başta olmak üzere her türlü bildirime ekranın üstünden tutup çekerek açılan bir bölümden istediğiniz an ulaşabilmek. Gerektiğinde bu alandakilere tıklayıp detayını görebilmek, gerektiğinde tümünü silmek. Tüm bildirimler için ekranın üstünde programla ilgili ikon çıkması.
iPhone: Bildirimler ekrana popup şekline geliyor ve görüntülemek veya kapatmak dışında seçeneğiniz yok. Eğer bir süre telefondan uzaksanız ve ekran bildirimlerle dolmuşsa yandınız demektir. Bildirim alanı ayrı olmadığı için sonraya saklama şansınız yok. Veya hiç ummadığınız anda pat diye ekrana istenmeyen bir mesaj çıkabiliyorlar.

Aslında daha birçok madde var ancak benim öncelikli maddelerim bunlar. Evet iPhone bir çok yenilik getirmiştir, ancak kendini yenileme çalışmaları çok yavaş ilerlemekte. Kısıtlamalar ve fahiş fiyat politikası iPhone almamak için çok geçerli bir sebep oluyor. iPhone kötü demiyorum, iPhone Android’den geri bir sistemdir diyorum. :) Oyun oynamak için idealdir, ileride o özelliğini de kaptırabilir.  Uygulama marketinde sözde 230 bin uygulama vardır, ama Android Market’te zaten şimdiden 100 bini aşan uygulama var ve fark kapanıyor. Ancak siz kaç tane uygulama kullanmaktasınız, önemli olan budur. Ben şu an 220 uygulama kurdum ve ortalama 30 tanesini sürekli kullanıyorum (hatta aynı anda çalışabiliyorlar).

iPhone tarafında olan ama Android tarafında olmayan aklıma neredeyse hiç madde bile gelmezken, Android tarafında olan ama iPhone’da olmayan veya asla olmayacak bir çok şey söyleyebilirim.

Ayrıca her Android-iPhone karşılaştırmaya “Kapasitif ekran, MultiTouch var mı?” sorusu ile başlayanlara da o dediğiniz 3 sene önce geçerli bir üstünlüktü, artık neredeyse her cihaz Kapasitif ve Multitouch destekli diyorum. Yani kafanızı o ekrandan kaldırıp gerçek bir araştırma yapın. Google yakın gelecekte 1 milyar cihazda Android olacağını planlıyor. Bu cihazlar illa telefon olacak diye birşey yok. Android bir otomobilde navigasyon cihazı olarak karşınıza çıkabileceği gibi salonunuzdaki televizyonda da sizi karşılayabilir.

Unutmayın, birgün herkes Android destekli cihaz kullanacak.

Artık çalışma zamanı

Etiketlenen : , , , , ,

Sürekli kullandığım bilgisayarıma yaptığım yenileme çalışmaları uzun ve stresli bir zaman sonra tamamlandı. Artık ufak tefek eksiklikler dışında bir sorun yok gibi. Bilgisayarın 16 kat hızlandığı bir anda benim de işlerimi en azından 2 kat artırmam gerekiyor. Devir yan gelip yatma değil, çalışma vaktidir. 

Bugün fonksiyon kütüphanelerimi bir düzene sokmayı hedefleyerek güne başlıyorum. Öğlen olmuş evet, ama benim için gün yeni başlıyor. Son 10 senede yazdığım, kod yazmayı keyif haline getiren bu fonksiyonları zaman zaman burada paylaşmak isterim. Senelerdir kod yazan kodcuklar yazarak iş yapan işler üretmişim. Yani ne zaman 2 saat sürecek bir iş varsa ben o işi 1 saatte 10 dk ya indirecek bir yazılım üretmişim. Bir çoğu bir kez kullanılmış, bazıları her projemde kullanılmış, bazıları ise nedense hiç kullanılmadan yan gelip yatmış. Kod dediğin sahibine çekermiş. 

Bilmeyenler için söylüyorum ben klasik ASP (ASP 3.0) dediğiniz yaşlı kurtu kullanıyorum. Asp ve MySQL veritabanı ile, bazen kendi yazdığım özel componentleri bir araya getirip; sunucuya minimum yükü bindirerek maksimum trafiğe dayanabilecek güzel projeler üretmekteyim. Klasik ASP kodcusu olsam da .net ve PHP tarafındaki gelişmeleri takip eder, anlamaya çalışır ama nedense projelerimde pek kullanmam.

Dün akşam Yahoo Contact API için ASP tabanlı bir yapı yazdım. API üreten bu zatlar nedense popülerliği pek azalmamış bu dile önem vermemiş. Olsun biz ne güne duruyoruz. Artık ASP ile Yahoo Contact API kullanabiliyorum. Daha bir kaç hafta önce yarısı Harun Barış Bulut kardeşimin C# ile yazıp yarıda bıraktığı kalanını benim geliştirip ASP ile içiçe geçirdiğim Live Contact API için de tamamen ASP 3.0 ile çözüm üretmeyi düşünüyorum. Tabi sonrasında sırada Gmail Contact API var.

Diyeceksiniz 10 $ a grabberler satılıyor. Al bir grabber, php falan farketmez, kullan gitsin. Ama malesef bu tür grabberlere güvenmiyorum. Yahoo,Gmail,Hotmail,Live Messenger parolamı isteyen sitelere olan güvenim daha önceden şifremi girdiğim bazı sitelerin nedense benim adıma kontaklarıma “Bedava 100 Kontör” göndermelerine sebep olmuştu. Eğer API denilen gerçekten güvenli ve kullanıcının iznine bağlı, şifrelerin site tarafından asla görülmeyeceği uygulamalar varken, neden grabber gibi tasarım ve sistem değiştiğinde patlayan, güvensiz bir sistem kullanalım?

API konusu uzun süredir kafamda olan bir konu, projelerimin nerdeyse tümünde API var. Genelde API’ler 3. parti yazılım geliştirenler için olsa da şu an sadece kendi projelerimi seviştirmek için bunu kullanıyorum. Herşey benim, benim sitemin verilerini başka sitelere yar etmem, ekmek yedirtmem dersem biliyorum ki o ekmek boğazda kalabilir. Sanırım web artık bilgi paylaşmak, bilgiye erişim isteyene her tür imkanı sunmak üzerine kurgulanmış.

Bugün www.twitter.com API desteği sunmasa hizmet aldığımız kaç tane servis şu anda olmayacaktı? Veya www.friendfeed.com adlı servis API’ler olmasa var olabilecek miydi?

Bir kaç gündür bloguma yazı yazacak, kafamı kaşıyacak, odamı temizleyecek kadar bile vakit bulamamıştım. Şimdilik bu kadar, her güne bir yazı sözümü tutmak ümidiyle.

Android Hakkında En Büyük Türkçe Kaynak bizimhost internet hizmetleri interaktif proje tek parola burçlar vijital