Nis
29Zor adamsın Ersin, o yüzden sevilmiyorsun…
Etiketlenen : zor, zor adam
“İnsanların ön yargılarını parçalamak, bir atomu parçalamaktan daha zordur.” demiş Einstein, benimle ilgili ön yargılarınızı bir kenara koyun ve okuyun isterim.
Bugünlerde sıkça başlıktaki cümleyi duyuyorum, merak ettim zor diye tanımladıkları şey aslında ne veya nelerden oluşuyor diye. Ben aklıma gelenleri yazayım da siz altını doldurun, küfür olmadıkça yorumlarınızı kelimesi kelimesine yayınlarım.
Siz her ne kadar zor adam deseniz de ben kendimi nasıl gördüğümü anlatayım, zor olmadığımı siz de anlayın artık istiyorum.
Ben çalışmayı seven ama bedensel çalışmayı çok sevmeyen birisiyim. Mesleğim de tam buna uygun olmasa ne yapardım bilmiyorum. Yani ben daha çok beynimi çalıştırırım, kullanırım, yorarım. İşte size madde 1, zor adamım çünkü ben ukalalık edercesine beynimi kullandığımı yazdım siz de alındınız ve sevmediniz beni. Oysa ayıp değil günah değil beynimi kullanmak.
Ben detaylı çalışmayı seven birisiyimdir. Yani basit düşünemem, basit olsun diye vazgeçsem bile bazı şeylerden yine de sizler tarafından detaylı ve karmaşık görünebilirler. Yapacak bir şey yok, zor adam dersiniz olur biter. Basit şeyleri yapan kolay adam değilse karmaşık işler yapan da zor adam değildir oysa bana göre. Karmaşık işler yapan kolay biriyim ben.
Ben büyük şeylere değil de ufak şeylere kafayı takan birisiyimdir. Her ay beni bir kaç bin tl zarara sokan adama değil de, kahve kupasını bulaşık makinesi yerine ısrarla masasında veya tezgahta bırakan adama sinir olurum.. Tekrarlayan uyarılar yerine patlayarak gösteririm sonunda bunu da. Zor adamımdır çünkü, her şeye kafama takmışımdır ona göre. Oysa beklentim basit ve olması gerekendir. Birisi bana da patlasa o kupayı kafasına atardım herhalde :) Ama düzeltirdim kendimi, öğrenirdim kupanın bulaşık makinesine konması gerektiğini.
Ben bildiğim konular hakkında konuşmayı çok severim ama bilmediği konuyu biliyor gibi konuşanları da pek sevmem. Samimiyete güvenerek inceden giydiririm ki bilmiyorsun bari kafa bulandırma demeye getiririm. Ama alınır bir de karşı taarruza geçerlerse tadından yenmez. Zor adamdır Ersin, münakaşaya gerek yoktur derler sakinleştirirler. Yani gereksiz reaksiyonlarım nedeniyle kendimi sevdirmemeye kasıyorum ben. He deyip geçmeli belki de. :)
Samimiyet demişken, ben bana karşı sürekli bey gibi itici kelimeler kullanarak konuşanları pek sevmem. Yani sıfır samimiyet bana ters, o yüzden olsa gerek yeni tanıştığım insanların bunu nasıl karşılayacağına bakmadan samimiyetimle yılların arkadaşı edasıyla ederim sohbetimi. Daha ters tepen görmedim yüz yüzeyken. Ama internet ortamında ve mimikler olmayınca düşman bile olunuyor. Samimiyetsiz, karşımdaki uzaydan gelmiş gibi davranamam ki. Hele bir süre sonra gerçekten karşı tarafla samimi olmaya, arkadaş olmaya başladığımızda ilk tanışma gününü aklıma getirip gülmek istemem. İlk gün neysem ömrü boyunca beni öyle bilsin isterim.
Ben benimle oturup kahve eşliğinde sohbet etmemiş, ayak üstü 1 dk dan uzun konuşmamış kişilerin tabiriyle zor adamımdır. Çünkü beni ancak sosyal ağlar üzerinde yaptığım paylaşımlar, söylemler, eleştiriler ile tanımıştır veya o şekilde tanıyanların anlattıklarından tanımaya çalışıyorsundur. Çünkü internet üzerinde sürekli kavga ettiğimi sandığınız ama sonrasında kahve içerek dost olduğum kişileri ben biliyorum, siz ise olmaz öyle şey diyorsunuz. Tanıyanlar yorumlarıyla renk katabilirler yazıma. :)
Benim düpedüz söyleme gibi bir hastalığım var sanırım. Eğer bir şey bana yanlış görünüyorsa onu söylemeden edemiyorum. Susup aman ne hali varsa görsün, ileride nasılsa zararı onlar çekecek diyemiyorum. Veya ileride benim yanıldığımı göstermesini bekleyemiyorum. Keşke diyorum hep beni yanıltsalar da ben de hastalıktan kurtulsam. Sanırım bu da çok tepki çekiyor. İnsanlar buna hazır değil. Ya da benim vazifem bu değil. Olacak yani, susup izlemekteyim. Analizi yap ama dile getirme, yorum yapma moduna girmek gerekiyormuş sevilmek için. Farkındayım. :)
Bir de geri bildirime kapalı olduğum eleştirisini aldım yakın zamanda, doğrudur. Geri bildirimleri alıp, evet haklısın deyip sonra yine bildiğini okuyanlardan değilim. Aksine o geri bildirimi anında değerlendirmek gibi bir tavrım var. Hoş bir tavır değil ama zamanla düzelecektir :) Geri bildirimi yapanın haklı olduğunu bilerek ama bunu kendime saklayarak ona ayıp etmişliğim de vardır. Benim bir kaç basamak ilerisini planlayan birisi olmam ve o geri bildirimin gereğinin aslında zaten aklımın bir köşesinde olması nedeniyle karşımdakini üzmeden, kırmadan nasıl söyleyeceğimi bilmiyor da olabilirim. Bana geri bildirim yapan da onu iplemediğimi sanabilir. İşte burnunun dikine giden zor adam Ersin aslında sizi dinliyor, hatta seviniyor geri bildirim almaya. Ama zor adam ya, kabul etmiyor görünüyor :) İyi tanıyanlar ile tanımayanlar veya yanlış tanıyanlar için orta yolu bir gün bulacağım.
Bir de benim ne iş yaptığımı çözemeyen, nasıl para kazandığımı ve hikayemi bilmediği için, bildiğini sandıkları ile beni sevmeyen ve zor adam diyenler var. Onlar da kendince haklı tabi, Ersin sürekli kavga ediyor görünüyor. Kim olsa sevmez :)
Ben 1989 da bilgisayarla tanıştığından beri yazılım geliştiren birisiyim. Yani her şeye yazılım gözüyle bakmanın acısını yaşıyorum. :) 1999-2005 yılları arasında yaptığım hosting işinden yukarıda saydığım şeylerin de etkisiyle ve en nihayetinde sıkılarak ayrılmaya karar verdim. Beni sıkan şey aslında çok sayıda insanla muhatap olmaktı. Ben rahat insanımdır, sunucu çökse ve gece çok uykum varsa yatar uyurum, erken kalkar gece boyu yapacağım iş kadar işi yapar yine aynı saatte işi çözerim. Bu kadar rahatlık iyi mi bilemedim :) Çok iyi para kazanırken bunlardan uzaklaşıp kafamı dinlendirmeyi tercih ettim. Rahat mı kafam? … :)
Sonrasında çok sayıda ekip (bir kaç kişiyle hadi bu işi yapacağız diye bir araya gelme olayı) kurup internet üzerinde sürekli para kazanacak, askere gidersem döndüğümde kaldığım yerden devam edecek işler yapmaya çalıştım. En sonunda bunu başardım ama askerlik mevzusu gelip çattığında paranın da huzur getirmediğini tekrar farkettim. Gereksiz ortaklıklar, gereksiz para batırmalar ve projelerimi ertelemenin verdiği stres beni bunaltmaya başladı. Sosyal ağlarda (Friendfeed diyelim) ”milletin ağzı torba değil ki büzesin” dedikleri adam gibi görünerek sözüm ona eğlenerek ve düşman kazanmaktan başka bir işe yaramayan bir kaç eleştirim oldu (toplasan 5 etmez). Susup izlesen olmazdı be Ersin.. Zaman makinesi icat olsa o yıllara geri döner uslu uslu durur işime bakardım. :)
İşte benim zor adam olduğumu ve beni sevmemeniz gerektiğini eminim siz de o dönem farkettiniz. Eleştirilerim dediğim gibi çok azdı ama network etkisi ile yayılınca beni tanımayanlar da iyi tanımayanların gazıyla yargılamaya başladı. Farketmedikleri şey benim insanları değil de ortaya çıkan işleri eleştiriyor olduğumdu. Eleştiriye açık olmadıklarını farkedene kadar zaten olan olmuştu. Eminim ben de aynı tepkiyi verirdim. Kimse işine laf söyletmiyor, alkış bekliyor. Ama beni sevmemeye başlayanlar bilmedikleri işimi değil de benim şahsımı eleştirdiler. Ne yaptın bugüne kadar sen, kimsin lan sen, boş adamın boş kalfası diyen bile gördüm. Haklı mıydılar? Belki.
2009 gibi yine para batıran bir ortaklıkla bir marka üretirken aynı zamanda bugün halen gece gündüz uğraştığım sosyal alışveriş projemle uğraşmaya başladım. Ancak askerlik gerçekten beni sıkıştırmaya başlamıştı, gitmeliydim ve artık bu psikolojiden kurtulmalıydım. Tam gitmeye karar verdiğimde hanım hamile olduğu müjdesini verdi, bir dönem daha idare ettik, dünyalar tatlısı oğlumla beraber ben durulmaya eski Ersin olmaya başlamıştım bile. Ama artık askere gitmem şart olmuştu. Yine gereksiz ortaklıklar, gereksiz ödünlerle projemi geciktiriyor, para kaybediyor, psikolojik olarak boşlukta gibi hissediyordum. En sonunda artık kesin gidiyorum dediğimde ise imdadıma bedelli askerlik yetişti ve oh be dedim. İlk işim bana senelerimi kaybettiren gereksiz kişilerden uzaklaşmakta buldum.
Bu arada 4-5 senedir güzel kitaplar okumaktayım. Başarı, kişisel gelişim, iş hayatı vs vs. Bu kitapları 15 sene okumamanın sonucudur belki de bugün beni başka insan sanmanızın. Tavsiyemdir geç olmadan okuyun…
Araya hikayemi de sıkıştırdıktan sonra gelelim sadede, sandığınız zor insan değilimdir aksine anlaşılması ve anlaşması en kolay insanlardan birisiyimdir. Abi hadi sahile gidelim dersin işi gücü bırakır sahile gider, hadi Taksim’e dersin gece mi demez Taksime giderim. Yoldan çıkması kolay, uyumlu biriyimdir biraz sabreder ve beni çözebilirsen. :) Evet biraz fazla ukala görünürüm, her konuda bir fikrim varmış sanırsınız ama benim de bilmediğim çok şey olduğunun farkındayım. Kendimi bildim bileli bir şeyler okurum, çok gezen mi çok okuyan mı bilir derler ya o hesap, biraz bilgi fazlalığı var bende :) Ben eskiden böyle değildim mesela. Lise ve ilk üniversite yıllarımda sakin, sessiz, belki de kimsenin varlığımı farketmediği, içine kapanık sandıkları ben büyük bir değişim göstererek fikirleri kendine saklamayan, çekinmeyen, rahat bir insan oluverdim. O yıllarda beni tanısanız da ne mülayim çocuk, sessiz sessiz takipte derdiniz. Belki de siz de farketmezdiniz varlığımı :)
Ben yeni insanlarla tanışmaya da, söz kavgası sebebiyle beni sevmeyenlere de kapısı açık birisiyim. Zaten alıp veremediğimiz ne arkadaş? Fikirlerden dolayı hapis yatan insanların olduğu ülkede Ersin özgürce fikrini dile getirdi diye dışlamanızın hapisten ne farkı var? Söz kavgası ettiklerimle sebebini ilk ağızdan dinlemek, özür dilemek istemişimdir defalarca. Ama yok hüküm kesindir diyorsunuz genelde. Avukatımı istiyorum ama ben… Kabul edenler şu an iyi dostlarım olarak hayatımda bir yer edinmiştir. Daha benimle çay, kahve eşliğinde sohbet edip de yine de beni sevmeyen görmedim desem yeridir :)
Sözü yeterince uzattık, birazı da kahveye kalsın. İster çalışma ofisimde, isterseniz dışarıda bir yerde saatler de uygun olduğu sürece (çocuk, kreş vs olayları :) yoksa saat çok) kahve eşliğinde beni benden tanımanızı dilerdim. Çünkü o zor sandığınız Ersin’i aslında siz de sevmek isterdiniz.
“Ersin, bu kadar yazmışsın iyi hoş da, peki nedir iletişim kanalların? Bize zaman ayırabilecek misin?” diyorsan…
facebook.com/ersinkoc twitter.com/ersinkoc Cep: 0544 388 83 11 (gizli numaradan da arasan açarım merak etme) Mail/Msn(Skype)/Gtalk : ersinkoc@gmail.com












