Android tercih sebeplerim ve iPhone hakkında görüşlerim.

Etiketlenen : , , , , , , , ,

Neredeyse her ortamda Android’i tercih ettiğimi dile getirmekteyim. Tekrar tekrar bunun nedenlerini anlatmaktansa, Android’i neden bir iPhone’a tercih ettiğimi maddeler halinde dile getirmek daha uygun olacak. Bu maddeler benim tercihlerimdir, detaylı bir inceleme yazısı olsaydı 100 maddeye kadar üstünlükleri yazabilirdim. :)

Android Mobil İşletim Sistemi konusunda hiç bilginiz yoksa en azından aşağıdaki linkleri incelemenizde fayda var.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_(mobil_i%C5%9Fletim_sistemi)
http://www.android.com
http://www.openhandsetalliance.com

Şimdi gelelim Android’i tercih sebeplerime;

1- Kişiselleştirme
Android: Sadece duvar kağıdı koymaktan bahsetmiyorum, çeşitli widgetler (hava durumu, facebook, twitter, vs) , renk seçenekleri ve canlı duvar kağıtlarına varana kadar herşeyiyle kişiselleşen bir arayüz.
iPhone: Sadece arkaplana resim ekleme, program ikonlarını masaüstüne istediğin gibi koyabilmek. Widget desteği yok! Tüm uygulamalar masaüstünde!

2- Gerçek multitasking
Android: Arka planda bekletme değil, gerçekten aynı anda birçok programın sorunsuz çalışması. Müziği kesmeden facebook uygulamasında gezmek, Gtalk’tan arkadaşla konuşup mail yazabilmek. Hepsi aynı anda.
iPhone: Sadece stream, voip gibi kesintiye uğramaması gereken uygulamalara Apple uygulamaya izin vermişse  arka planda çalışma izni. Gerçekte programlar askıya alınıyor, geri döndüğünüzde kaldığı yerden tekrar çalışıyor. iPhone 3GS öncesi cihaz kapasiteleriyle zaten bu kadarını da yapamıyor.

3- Google servisleriyle senkronizasyon
Android: 15 dk da bir mail kontrol değil, her saniye gmail, gtalk servisleriyle iletişimde olmak. Tüm google servisleriyle senkron halinde olmak. Kontaklarımın Gmail Contacts kısmıyla eşleşmesi. Latitude widget, takvim vs vs. Kısacası Google hayatınızın heryerindeyse Android yeter.
iPhone: Evet senkron var ama tam değil, mailleri daha erken okumak için sık sık kendiniz bakmanız gerekiyor. Gtalk’ı açık tutmak için sadece Gtalk’ı görebileceğiniz programı açmanız gerek, hiç kapatmadan.

4- Geliştirme ortamı, uygulama geliştirme süreci ve Android Market politikaları
Android: Yazılım geliştirmek için yeni bir dil öğrenmek gerekmiyor. Windows, Linux veya Mac ortamında yazılım geliştirmek muhteşem. Cihazın tüm nimetlerinden yararlanan bir SDK. Yazılımı anında kullanabilmek ve dağıtabilmek. Android Market’e aynı gün içinde ekleyebilmek hatta para kazanmak.
iPhone: Objective-C öğrenmek zorundasınız, Sadece Mac ortamında ve xCode ile uygulama geliştirebilirsiniz. Uygulamanızı AppStore dışında dağıtamazsınız. AppStore’a kabul edilmek için bir ay veya daha uzun beklemeniz gerekebilir. Bir çok veriye erişiminize izin vermeyen SDK. Kabul edilmezse uygulama boşagiden emekler.

5- Cihaz seçenekleri
Android: Mesela bütçeniz  500 TL ise 500 TL lık bir Android bulabilirken, bütçemde sınır yoksa en iyi donanıma sahip telefona olabiliyorum. Şu an 100′ün üzerinde Android destekli telefon var ve artıyor. Tabletleri saymıyorum bile. 100 $a bile tablet keyfi yaşayabilirsiniz.
iPhone: Malesef 500 TL’a bir iPhone alabilmeniz 2. el ve en az 2 senelik bir model için geçerli. Her yıl sadece biraz daha gelişmiş bir model çıkmakta, seçenek sadece dış renk seçeneği kadar olabiliyor. Ha bir de iPhone 4′ün anten sorunu sayesinde renkli kanser bileziği takınca şekil oluyor cihazlar. :)

6- Batarya değiştirebilme
Android: Günün ortasında yoğun kullanımımdan batarya ben bittim dediğinde şarj noktasına kilitlenmek yerine sadece yedek pili takıp güne devam etmek gibisi yok.
iPhone: Eğer batarya bitmişse şarj etmeden devam edemezsiniz. Multitasking yokken bile batarya çok erken bitiyor. Taşınabilir şarj kitleri, kılıf şeklinde bataryalar olsa da gerçekte sizi hep şarj noktasına mahkum etmekte. Batarya değişmemekte, ömrü biterse işte o zaman başlıyor hikaye.

7- Custom Rom seçenekleri
Android: Üreticinin güncellemelerini beklemeden, tercihlerime göre Custom Rom yükleyebilmek. Cihazın hakkını veren uygulamaları kullanabilmek.
iPhone: Eğer JailBreak (Custom Rom) yaparsanız garanti kapsamından çıkarılıyorsunuz. Cihaz modeli tek olsa da çok hızlı ve sürekli gelişmemekte. Custom Rom olmak da herşeyin çözümü olmuyor.

8- Flash destekli, V8 javascript motoruyla güçlendirilmiş tarayıcı
Android: Froyo (Android 2.2) sürümü ile birlikte hem tarayıcıdaki bariz hız artışı, hem de Adobe Flash 10.1 desteği ile kendi sitelerimi eksiksiz ve hızlı görebilmek. Android yapılan çoğu tarayıcı testini fark atarak kazanmıştır.
iPhone: Steve Jobs yaşadıkça Apple iOS olan cihazlarında Flash Player desteğini asla sunmayacak. Webkit kullanan Safari malesef Froyo ile gelen tarayıcıdan çok geride kalıyor. Üstelik flash eksikliği nedeniyle kendi sitemi bile göremiyorum. Ne yapayım ben öyle tarayıcıyı. :)

9- FM Radyo bulunabilirliği
Android: Radyo dinlemek için internet gerekmemesi. Çoğu Android destekli modelin içerisinde FM Radyo gelmektedir. 3.5 mm jack desteği varsa herhangi bir kulaklık bana yetmekte.
iPhone: FM Radyo dinlemek için sadece AppStore’da bulabileceğiniz internet radyosu uygulamaları var. İnsan radyo dinlemek için para vermemeli.

10- Çoklu bildirim özelliği
Android: Program yükleniyor, SMS geldi, Facebook’da arkadaş ekleme talebi geldi, Eposta geldi başta olmak üzere her türlü bildirime ekranın üstünden tutup çekerek açılan bir bölümden istediğiniz an ulaşabilmek. Gerektiğinde bu alandakilere tıklayıp detayını görebilmek, gerektiğinde tümünü silmek. Tüm bildirimler için ekranın üstünde programla ilgili ikon çıkması.
iPhone: Bildirimler ekrana popup şekline geliyor ve görüntülemek veya kapatmak dışında seçeneğiniz yok. Eğer bir süre telefondan uzaksanız ve ekran bildirimlerle dolmuşsa yandınız demektir. Bildirim alanı ayrı olmadığı için sonraya saklama şansınız yok. Veya hiç ummadığınız anda pat diye ekrana istenmeyen bir mesaj çıkabiliyorlar.

Aslında daha birçok madde var ancak benim öncelikli maddelerim bunlar. Evet iPhone bir çok yenilik getirmiştir, ancak kendini yenileme çalışmaları çok yavaş ilerlemekte. Kısıtlamalar ve fahiş fiyat politikası iPhone almamak için çok geçerli bir sebep oluyor. iPhone kötü demiyorum, iPhone Android’den geri bir sistemdir diyorum. :) Oyun oynamak için idealdir, ileride o özelliğini de kaptırabilir.  Uygulama marketinde sözde 230 bin uygulama vardır, ama Android Market’te zaten şimdiden 100 bini aşan uygulama var ve fark kapanıyor. Ancak siz kaç tane uygulama kullanmaktasınız, önemli olan budur. Ben şu an 220 uygulama kurdum ve ortalama 30 tanesini sürekli kullanıyorum (hatta aynı anda çalışabiliyorlar).

iPhone tarafında olan ama Android tarafında olmayan aklıma neredeyse hiç madde bile gelmezken, Android tarafında olan ama iPhone’da olmayan veya asla olmayacak bir çok şey söyleyebilirim.

Ayrıca her Android-iPhone karşılaştırmaya “Kapasitif ekran, MultiTouch var mı?” sorusu ile başlayanlara da o dediğiniz 3 sene önce geçerli bir üstünlüktü, artık neredeyse her cihaz Kapasitif ve Multitouch destekli diyorum. Yani kafanızı o ekrandan kaldırıp gerçek bir araştırma yapın. Google yakın gelecekte 1 milyar cihazda Android olacağını planlıyor. Bu cihazlar illa telefon olacak diye birşey yok. Android bir otomobilde navigasyon cihazı olarak karşınıza çıkabileceği gibi salonunuzdaki televizyonda da sizi karşılayabilir.

Unutmayın, birgün herkes Android destekli cihaz kullanacak.

Dost kolay kazanılmaz, kolay kaybedilenden dost olmaz.

Etiketlenen :

Birisine dostum demek ağız alışkanlığı değildir. Eğer birisine dostum derseniz onu kardeşiniz gibi görmeye başlarsınız. Yeri gelir yanlışa düşmesine engel olursunuz. Yeri gelir beraber kavga eder, beraber maç izlersiniz. İyi günleri beraber kutladığınız gibi kötü günleri de omuz omuz vererek aşarsınız. Asla birbirinizden şüphelenmezsiniz, aksi halde dostluğunuz sahtedir zaten fazla sürmez. İnsan herşeysiz yaşar ama gerçek dostu olmadan yaşayamaz.

Eğer dostunuzu, dostluğunuzu kaybederseniz en yakın akrabalarınızı kaybetmek gibi içinizde bir burukluk oluşur. Ona söylemek istediklerinizi söyleyememenin acısıdır bunlar. Ona halen güvendiğinizi, dostum kalmalıydın diyememenizin acısıdır. Keşke dersiniz, keşke dost olmanın gereğini; yani karşılıklı güvenimizi sorgulamaktansa yine de güvenmeye devam edebilseydim böyle olmazdı dersiniz. Geç değildir, ama kalp kırıldığında tamiri zordur. Geri dönebiliyorsanız böyle olmamalıydı dostum diye, daha sıkı dost olur, bir daha üzmezdiniz birbirinizi.

Dost kolay kazanılmaz, kolay kaybedilenden dost olmaz. Ben seni kolay kazanmadım dostum, kolay kaybetmektir beni acıtan…

İletişim bilgilerim

Etiketlenen :

Bana mail/msn/gtak üzerinden ersinkoc@gmail.com adresinden erişebilirsiniz.

Hiçbir yazının silindiği yok, daha fazla bana saldırarak prim yapacaksanız ben alasını yaparım bu işin sonu yine aynı olur. Bak bundan fazla da yazmıyorum buraya.

Girişimci oldum sanmak!

Etiketlenen : , , , , , , ,

“Bu makaledeki olaylar ve armutlar tamamen hayal mahsülüdür! Üstüne alınabilen çıkarsa da gerçekten armuttur :)

Girişimci, internet girişimcisi olmak demek iki kod yazdırdım, tasarım yaptırdım, şimdi bir de yatırımcı bulursam süper demekle olmaz.  Bir internet (web diyelim) projesi sadece para kazanmaya odaklı da olabileceği gibi hit kazanmaya dayalı da olabilir. Hit elbet birgün paraya dönecektir. İnternet üzerinden kadın pazarlamak da girişimciliktir, sadece çöpçatanlık hizmeti de girişimciliktir. Bu tamamen girişimcinin para hırsı ve ahlakı ile ilgilidir. Para her zaman ve kolay kazanılan birşeydir aslında. Son dönemlerde iyice artan ihaleli satış ismiyle adlandırılan sistematik umut tacirliği de girişimdir, asla kaybettirmez üstelik. Belki de parayı kaldırır puana çevirirsiniz, dışarıdan para girer ama asla çıkamaz bir sistem kurarsınız. Cari hesaplarda milyonlarca puan olur ama karşılığı paranın yerinde yeller de estirebilirsiniz. Yani para kazanmak tek amaçsa bunu sağlamak için o kadar fikir kasmaya gerek yoktur. Ben buldum dünyada örneği yok diyorsanız zaten ya süpersinizdir, ya da denenmiş ama dünyada tutmamıştır.

Oysa siz herkes için fayda getirebileceğini umduğunuz bir projenize aylarınızı verir, sonra da para kazanmadan büyümesini beklersiniz. İşte o zaman siz girişimci değilsinizdir. Çünkü bir şekilde para kazanan ahlaki değerleri önemsemeyen sözde girişimci sizi hikayeden adam yerine koymaya çalışır. Kendisini eleştireni düşman belleyen zihniyetin de başka birşey yapması beklenemez. Yaptığı girişim onca çakallığa rağmen büyümeyince kapamak ister ama puanları paraya çevirecek bir sermaye yoktur mesela. Sürdürmelidir ki yalan yanlışta olsa biraz daha para akmaya devam etsin. Bu dalda çok zıpladım daha fazla armut dökemem diyen o armut girişimci yeni bir proje daha yapmak ister. Çünkü artık o da anlamıştır ki girişimciyim sandığı dönemde sadece kirli ticaret yapmıştır.

Ama yeni girişiminde de bu kez ahlaka aykırı değil kanuna aykırı olduğu için ilk kendisine nasip olacak bir projeye başlar. Para da kazanır evet, ama insan olmayı asla öğrenemez. Ama siz öyle değilsinizdir, insanlığınızı para için satmaz, sürekli faydalı model diye tutturursunuz.  Zordur işiniz, öz sermayeniz ile dayanabilmeniz de gerekir.

— 5 sene sonra —

O ahlaktan yoksun girişimci artık 10. projesine başlamıştır. Çünkü girişim dediği şeyler sürdürülemez olmuştur. Sizi halen anlamamaktadır, salak boş işlerle uğraşıyor, girişimci dediğin ben gibilerdir, senden bir bok olmaz diye ortalıkta öter durur. Ama sizin projeniz artık para kazanmaya ve kalıcı olmaya başlamıştır. Üstelik yatırımcı olmadan, yatırıma gerek duymadan. Çünkü siz işinizi para kazanayım da nasıl olursa olsun diye değil, işimi iyi yapayım parayı elbet kazanırım diyen gerçek girişimcisinizdir. Artık bu tür ahlaksız girişimciler sizi nasıl taklit edip kısa yoldan para kazanacaklarına odaklamıştır. Odak mı? 11. proje için kaldıysa çoktan başlamışlardır.”

NT Yimes(!)  August 16, 2010

——————————–

Buradaki yazıyı kendisine yazıldığını düşünen, hatta hemen şahsıma saldırırak savunmaya geçen zata özel:
Benle ilgili karalama yapılan bir mesajın altında hemen bitip “senden adam olmaz demiştim” ile başlayan cümleler yerine şov yapamayacacağın, adam gibi iletişim kurabileceğin bilgilerimi sundum. Ama şov istiyorsan yap, kimin ne olduğunu sadece beni karalayanların olduğu yerde yaparsan zaten destekçin çokmuş görünür (gerçi birisi iyi laf demiş sana leşçi diye). Bugüne kadar sana düşmanlık sergileyecek bir durum olmadı, işlerini kıskanılacak sanman senin ne olduğunun en büyük göstergesi bana göre. Şov bitti, iletişim bir sonraki mesajda…

friendfeed API sayesinde güvenilir sıfatımı kaybetmedim, ama siz çok sey kaybedebilirsiniz.

Etiketlenen : , , , , , ,

API – Application Programming Interface (uygulama geliştirme arayüzü)  desteği, web sitelerinin mobil, masaüstü uygulamalarının hazırlanması veya API ile elde edilecek verilerin analizi ile mevcutta olmayan hizmetler sunmak için neredeyse büyük web sitelerinin hepsinde olan birşeydir.

Bir sitenin API desteği bazen çok kısıtlı alanlara erişim sunarken, bazıları ise şifreniz hariç herşeye erişim sağlayabilir, işlem yaptırabilir. Konu taze olduğu için friendfeed.com API’si ve bunla ilgili uygulama geliştiren sahtekarları ele alacağım. Bu arada o sahtekarlar sayesinde hiçbir güven problemi olmayan ffextra.com isimli uygulamamı neden bitirdiğimi ve friendfeed.com hesabımı neden kapattığımı iyi anlayacaksınız.

FriendFeed API desteği iki farklı şekilde çalışmaktadır. Birincisi kullanıcı adı ve remotekey adı verilen 2. bir parolamsı ile işlemler yaptırmak, diğeri ise oAuth sayesinde oturum açma izni vermek. Ben ffextra.com üzerinde API’den daha iyi yararlanmak adına oAuth sistemini tercih etmiştim.

RemoteKey bilginize http://friendfeed.com/remotekey adresinden ulaşabilirsiniz. Bu bilgiyi zaman zaman sıfırlayabilirsiniz. Remotekey’in tercih edilmeme sebebi sıfırlanınca API kullanarak yapılan sizin kullandığınız uygulamaların erişimini kesmenizdir. RemoteKey değişmediği sürece ele geçiren kişi bu bilgiyi herhangi bir yerde kullanabilir.

oAuth sistemi ise uygulamanın gizli keyleri ve sizin oturum açma yetkinizle oluşan 2 adet yeni karmaşık karakterli değer üretmekten başka birşey değildir. Her uygulama kendisi için ayrı bir koda sahip olduğundan, oAuth yetki kodu sadece o uygulama ile çalışır. ffextra.com üzerinde de oAuth kullandığımı söylemiştim. oAuth yetkilemesi yapılan siteleri http://friendfeed.com/settings/applications  adresinden görüp istediğinizde uygulamanın erişimini kesebilirsiniz. Eğer birden çok uygulamaya yetki tanımlamamışsanız onları da burada görebilirsiniz. 

ffextra.com’da kullanıcı sitede olmadığında işlem yapmayı gerektirecek bir durum olmadığı içim oAuth yetkileri ile ilgili hiçbir veriyi kaydetmek gerekmedi. Eğer bilgiler kayıt edilseydi API yetkisi neyse siz yokkende bu erişimler devam edecekti. Güvenliğin ve güvenilirliğin garantisi adına bu bilgilerle yapılabilecek herşeyi siz sitedeyken çözmek daha mantıklıydı. Zaten ffextra.com da arkadaş listelerini görmek, takip eden etmeyeni ayırmak, mesajlara verilen yorum ve likeleri ayırmak, engelleyen ve engelledikleriniz listelerine ulaşmak için anlık erişim yeterliydi. 

Ben ffextra kodlamaya başladığımda hayat tecrübesi zayıf bir genç friendfeed API ile bazı uygulamalar hazırlamaktaydı. Üstelik kendisini bulunmaz hint kumaşı, bu işi benden başkası yapamaz havalarındaydı. Ben daha ilk PHP kitabımı bitirir bitirmez gecesinde ffextra’yı yazmışsam bu eleman ne yazmış merak ettim. Bu şahsın ffspy, ffsms, ffscheduler , ffsummary gibi uygulamaları aşırı derecede popüler olmuşlardı. Zaten binlerce kişiyi takip edip, karşı takipler sayesinde elde ettiği abone sayıları sebebiyle ne yazsa göreni çoktu. İşleve bakınca güzel uygulama gibi görünseler de gerçek bir süre sonra ortaya çıktı. Uygulamalara verilen oAuth yetkilendirmeleri güvensiz bir veritabanında kaydediliyor, siz gece uyurken bu genç size ait direk iletileri okuyor, canı istediği gibi tur atıyordu. Yani aslında tüm hesabınızı ona vermekten bir farkı yoktu.  Bu veriler bir süre sonra ortalıkta dolanmaya başladı, sadece kendisi değil artık tüm camia işi biliyorsa bu verilere sizden daha kolay erişiyordu hesabınıza.

Bu uygulamanın güvenliği yanında uygulama geliştirenin ahlak ve haysiyet sahibi olması gerektirdiğini ortaya çıkarınca ffextra.com 2400 kişi tarafından kullanılan ciddi bir uygulama olmuştu. Üstelik sadece Türkçe’ydi ve % 99 Türkler kullanıyordu. Uygulamaya her elini kolunu sallayan girmesin, sonradan şikayet etmesin diye ffextra grubuna üyeliği olmayanın girişine müsade etmeyen bir kodlama yapmıştım. Yani daha ne nediri anlamadan girip de zarar görme ihtimali olmasa bile bir aksilikte, sana eminsen gir dedik demek için bir ön engel vardı.

2 gün önce porno paylaşımları nedeniyle sevmediğim bir zatın çocuk pornosu suçlaması ile hesabının askıya alındığını gördüm. İhbar eden kişiye karşı da büyük bir kampanya başlamıştı, terör ve şehit haberlerine verilen tepkiden aşağı kalmıyordu desem inanmazsınız, zaten olamaz da. Konu porno olunca var sadece bu duyarlılık. Özgürlük diye bağırıyordu nickler arkasına saklanmış, yozlaşmayı özgürlük sayan insan müsvetteleri. Evet özgürlük ama nereye kadar? Benim eşimle dostumla otururken bilgisayarımdan fırlayan çocuk pornosu ima edilsin diye yaşı küçük gösteren erotik/porno paylaşım acaba benimle ilgili ne düşündürürdü. Bu nedenle ben de cephemi aldım ve iyi olmuş hesabın kapanması diyen kitleye karıştım.

İlerleyen saatlerde ffextra verisi dışında yine friendfeed ile ilgili offline olarak başka analizler için açık verilerden topladığım bir veritabanında sorgular sonucu bu şahsı bloklayanların ellerinden öperim diye bazı kullanıcı adları paylaştım. Ne tam bir listeydi ne de yalan. Bu paylaşımdaki amacım bu kişiyi seven 10-15 kişi otalığı yıkıyor ama bakın en az 70-80 tane de böyle bir durum var diyordum. İşte fırtına kopmuştu. ffextra’yı yazdığımdan bu verileri ffextra’dan aldığım iddia edildi. (Bir süre sonra aynı şahsın da bir süre önce ffextra.com u kullandığını ve kendisini bloklayanları ortalıkta paylaştığını buldum) Edilmekle kalsaydı cevabı güzelce verirdik ama bu kokuşmuş varlıklar bu mesajları ve bana güvensiz damgasını da ekleyerek tüm friendfeed’i ortalığa kaldırdılar. Birden porno savunmaktansa kişilerin özel bilgilerini ifşasına karşı avukatlık görevine soyunmuşlardı. Yani herhagi birisi de değildi, şerefsizin birisiyle ilgiliydi bu paylaşımım. Açıklama yaptığımda küfürlerle (beyin çalışmayınca cümleler küfre kayar) yanıtlar veriyorlardı. Dostlarım bu durumda susmamı söyleseler de, haksızlığa ve iftiraya karşı kavgacı duruşumu göstermeden edemezdim. Hatta bakalım özür dilerim desem ne olacak, duracak mı bile dedim. İçimden gelmeyen ve bir hatadan dolayı olmasa da dilediğim özrümle sadece bir kısmı durduğu halde bir kısım ısrarla linç kampanyalarına devam ediyordu.

Evet insan değillerdi, asla beni anlamayacaklardı, hatta anladıkları halde tükürdüklerini yalamayacaklardı.  Beni az önce bahsettiğim güvenin “g” harfinden yoksun kişiyle aynı kefeye koydular. Uygulamada asla olmayan ve olmayacak olan şeyleri yaptığımı dile getirdiler. Ben de uygulamayı tamamen kapalı bir gruba üye olmadan girilemez hale getirdim. Onca yazıya rağmen bir kaç saatte 115 kişi o grubun onaylı aboneleriydiler ve ffextra.com kullanmaya devam ediyorlardı. Üstelik bana ve uygulamama güvenilmez damgası vuran 20 den fazla şahsiyetsiz de abone isteğinde bulunmuş, reddet linki yalama olmuştu.

Bir ara içinde beyin olmayan bir beyin fırtınasında ffextra.com muadili uygulama yazmaktan bahisler açılmıştı. Seviniyordum, ne güzel birileri de birşey üretebilecek. Ama sonra anladım ki bir cacık olmayacaktı, bunlar sadece konuşan ama icraatları olmayan basit insanlardı. Ben bu basit insanların basitlikleriyle eğlenecek kadar seviyemi düşürdüm ama anlamadılar bile.

ffextra.com u bir kaç ay önce kaynak kodları indirilir bir hale getirdim ve zip halinde siteye ekledim. 500 den fazla download edildi ama bir klonu çıkmadı. Zaten daha ilk günden sık sık kodları paylaşsam da sadece tüketici olan bir toplumdan ne bekliyordum ki? Hayatı porno paylaşımcılara avukatlık yapmakla geçen birileri mi yapacaktı bunu? 

Kısacası çamur at izi kalsıncılar insanlıktan çıkmış saldırmaya devam ediyordu. İki seçeneğim vardı, birincisi görmezden gelmek, diğeri ise görmemek. Ben şu an görmeme kısmını seçtim.  Artık friendfeed.com da sadece RSS vb linklerimi takip için bir hesabım var, eski hesabım ve 3 yıllık tüm paylaşımlarımı yani hesabımı sildim. Kullanıcı adımı birisi alır da ortalığa sonucu daha kötü şeyler yazar diye de hesabımı kimseye kaptırmadım.  Benim bu serüvenden kazancım artık daha bol vaktim olacağıdır, projelerime ayıracağım bu zamanın getirileri büyük olacaktır. Küçük, basit ve pornografi paylaşımını savunmayı özgürlük sanan şahıslar ise ffextra’yı özleyip duracaktır.

Kısacası friendfeed.com API ile çalışan hiçbir uygulamayı kullanmayınız, kullanırsanız da en ufak sorunda sorumluluğun sizde olduğunu biliniz. 

Ve unutmayın “Altın çamura atılsa da kıymetinden birşey kaybetmez.”

bizimhost internet hizmetleri interaktif proje tek parola burçlar vijital Pronected
View my FriendFeed